Bir Sultanın İzinde: Alaeddin Keykubad Rotası

Yayın: 03.08.2026 09:04 Güncelleme: 03.08.2026 23:22 Kaynak: Haber Merkezi

Ben yıllar önce buraları gezip dolaştığımda, Alanya'ya daha liman girişinden bakarken bile bir şeyin farkına varmıştım: burası tesadüfen büyümüş bir kıyı kasabası değil. Her kaya, her sur parçası, birinin hesaplı bir aklından çıkmış gibiydi. Bir şehirde yaşamaya başladığımda ilk işim hemen yaşadığım şehri köşe bucak gezmek oluyor. Bu sayede birçok hikâye de biriktirebiliyorum. O akıl, yedi asır önce burada durup denize bakan bir Selçuklu sultanına aitti; I. Alaeddin Keykubad'a.

Bugün size anlatacağım rota, tam da onun izinden gidiyor. Ne bir tarih dersi ne kuru bir gezi rehberi olsun istiyorum; sadece, yeni yerler keşfetmeyi seven biri olarak benim yıllar önce yaşadığım o hayreti sizinle paylaşmak istiyorum.

Durak 1: Kızıl Kule'nin Gölgesinde

Alanya limanına indiğinizde ilk çarpan şey, o kızıl taşlardan yükselen sekizgen kuledir. Kızılkule, 1226'da Keykubad'ın emriyle, Halepli mimar Ebu Ali tarafından inşa edilmişti. Ben ilk gördüğümde, kulenin sadece bir savunma yapısı olmadığını, bir şehrin "buradayım" diye haykırışı olduğunu düşünmüştüm.

Kuleye tırmanıp en üst kattan limana baktığınızda, Keykubad'ın neden burayı seçtiğini anlıyorsunuz: Alanya, denizin ve karanın kesiştiği hem savunulabilir hem de ticarete açık nadir noktalardan biriydi. Sultan bunu görmüş, tesadüfe bırakmamıştı.

Öneri: Günün ilk saatlerinde çıkın kuleye. Işık henüz sertleşmemişken kızıl taş rengiyle Akdeniz mavisinin tam ortasında kalırsınız.

Durak 2: Tersane — Bir Denizin İnşa Edildiği Yer

Kızılkule'den yürüyerek inebileceğiniz mesafede, kayalara oyulmuş beş kemerli bir yapı sizi bekler: Alanya Tersanesi. 1228'de tamamlanan bu tersane, Anadolu Selçuklu Devleti'nin bilinen tek deniz tersanesiydi ve bunu ilk duyduğumda bile içimde bir "nasıl yani, tek mi?" hissi uyanmıştı. Koskoca bir devlet, Karadeniz'den Akdeniz'e uzanan topraklarıyla, gemi inşa edebileceği tek yer olarak burayı seçmişti.

Ben o kemerlerin altında dururken hep aynı şeyi düşünmüşümdür: burası sadece gemi yapılan bir atölye değildi, bir devletin denize açılma iradesiydi. Yapıyı yakından incelediğinizde, beş kemerin her birinin bir gemi omurgasını içine alacak genişlikte oyulduğunu, tavanın gemi inşası sırasında hem güneşten hem yağmurdan koruma sağlayacak şekilde tasarlandığını fark edersiniz. Denizden bakıldığında neredeyse görünmez, kayayla bütünleşmiş bir yapı; bu da tesadüf değil, kıyıya sığınabilen ve dışarıdan kolay fark edilmeyen bir tersane fikrinin ürünü.

Keykubad, Alanya'yı (o zamanki adıyla Alaiye'yi) fethettiğinde burayı sadece bir kale şehri olarak değil, bir deniz gücünün üssü olarak tasarlamıştı. Tersanenin hemen yanı başında bir tophane, bir de gözetleme kulesi olduğunu öğrendiğimde, aslında burasının küçük ama eksiksiz bir deniz üssü olduğunu anlamıştım — inşa, depolama ve savunma bir arada, birbirine yürüme mesafesinde. Bu, sultanın denizciliği sadece bir askeri gereklilik olarak değil, bütünlüklü bir sistem olarak kurduğunu gösteriyor.

Ben kemerlerin arasında yürürken, taşların üzerindeki işçilik izlerine bakmayı çok severim. Yüzyıllar boyunca dalga ve tuzla aşınmış olsa da, kesme taşların birleşim yerlerindeki ustalık hâlâ seçilebiliyor. Orada durup, yedi asır önce bu kemerlerin altında çekiç sesleri, katran kokusu, ustaların bağırışları arasında bir geminin nasıl şekil aldığını hayal etmek, benim için bu rotanın en sessiz ama en etkileyici anı oldu.

Öneri: Tersaneyi gezerken acele etmeyin; kemerlerin arasından denize bakan açıyı bulup birkaç dakika sessizce oturun. Yaz kalabalığında bile burası tuhaf bir sessizliğe sahiptir. Mümkünse tekneyle denizden de bakın — kayayla bütünleşmiş o silueti, ancak açıktan görünce gerçekten anlıyorsunuz.

Durak 3: Alanya Kalesi — Şehri Kucaklayan Surlar

Yukarı çıkın, Alanya Kalesi'ne. Yaklaşık 6,5 kilometre uzunluğundaki surlar, tüm yarımadayı sarar. Ben ilk çıkışımda nefes nefese kalmıştım — hem yokuştan hem manzaradan. Bir yanda Akdeniz'in sonsuz mavisi, öte yanda Toros'ların eteklerine yaslanan şehir.

Kale içindeki İç Kale, Süleymaniye Camii, sarnıçlar ve eski Alanya evlerinin kalıntıları arasında dolaşırken, burada bir zamanlar sarayın, medresenin, hamamın bir arada nefes aldığını hayal etmek zor değil. Keykubad, Alanya'yı sadece askeri değil; idari ve kültürel bir merkez olarak da kurmuştu.

Öneri: Gün batımını kaleden izleyin. Akdeniz'in o son ışığı, surların üzerine vurduğunda, yedi asır öncesiyle bugünün arasındaki mesafe tuhaf biçimde kısalır.

Durak 4: Antalya'ya Doğru — Bir Ticaret Kapısının Hikâyesi

Alanya'dan Antalya'ya giden yolu ben hep kıyı boyunca, yavaş yavaş almayı severim. Çünkü bu yol, aslında Keykubad'ın da genişletmeye çalıştığı bir hattı takip eder. Sultan, Antalya'yı ele geçirdikten sonra burayı Akdeniz ticaretinin can damarlarından biri hâline getirmeye kararlıydı; limanı güçlendirmiş, kervan yollarını güvence altına almış, tüccarların şehre akmasını sağlamıştı.

Antalya'ya vardığınızda, Kaleiçi'nin dar sokaklarında dolaşırken bugün de aynı ticari nabzı hissedersiniz — sadece baharat ve ipek yerine artık el işi seramikler, deri ürünleri ve kahve kokuları var.

Öneri: Kaleiçi'nde bir öğleden sonrayı sadece amaçsızca yürüyerek geçirin. En güzel keşifler, haritasız dolaşırken karşınıza çıkar.

Durak 5: Yivli Minare ve Liman — Şehrin Kalbi

Rotanın son durağı, Antalya'nın simgesi Yivli Minare ve hemen aşağısındaki tarihi liman. Keykubad döneminde canlanan bu liman, bugün de Antalya'nın nabzını tutan bir yer. Ben akşamüstü buraya inip, tekne seslerini, martı çığlıklarını dinlemeyi çok severim.

Buradan denize baktığınızda, aslında Keykubad'ın hayalini kurduğu manzarayı görüyorsunuz: bir yanda güçlü bir kale şehri, öte yanda açık denize uzanan bir ticaret kapısı.

Bitirirken Bir Sultanın Bıraktığı Rota

Bu rotayı yıllar sonra bile her hatırladığımda, aslında tek bir adamın vizyonunun coğrafyayı nasıl şekillendirdiğini düşünürüm. Alaeddin Keykubad, ne sadece bir fatih ne de sadece bir imar sultanıydı; o, bir bölgenin kaderini değiştiren bir stratejist, bir mimar, bir denizciydi. Bugün Alanya'nın kızıl kulesinde, tersanesinin kemerlerinde, Antalya'nın limanında hâlâ onun izini sürebiliyorsanız, bu rota sizi de aynı hayrete düşürecektir.

Valizinizi hafif tutun, ayakkabınızı rahat seçin geri kalanını
tarih zaten sizin için hazırlamış.

Bir Sultanın İzinde: Alaeddin Keykubad Rotası
Ben yıllar önce buraları gezip dolaştığımda, Alanya'ya daha liman girişinden bakarken bile bir şe...
Antalya Oyuncak Müzesi 7’den 70’e ziyaretçilerini ağırlıyor
Kaleiçi'ndeki Antalya Oyuncak Müzesi, geçmişten günümüze uzanan yaklaşık 3 bin parçalık oyuncak k...
Hıdırlık Kulesi yeniden Antalyalılarla buluştu
Karaalioğlu Parkı'nda falezler üstünde tarih ve seyir keyfi başladı.
Falezlerden Akdeniz’in mavi sularına… Antalya’nın en özel plajları
Antalya’nın doğa harikası falezlerinin Akdeniz’le buluştuğu noktada yer alan Muratpaşa Belediyesi...
Barolar 6 gün boyunca sahnede!
Muratpaşa Belediyesi ve Antalya Barosu’nca düzenlenen ‘Avukat Soner Ustaoğlu Tiyatro Günleri’nin ...
Abdal Musa Sultanı Anma Etkinlikleri 26-28 Haziran’da
Antalya Büyükşehir Belediyesi, Elmalı Belediyesi, Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Ya...
9. Antalya Akra Caz Festivali Fazıl Say Konserleriyle Sona Erdi
10. Uluslararası Akra Caz Festivali, 02-20 Haziran 2027 tarihleri arasında Akra Antalya’da gerçek...
Evliya'nın İzinde: Bir Şehri Hikâyeyle Gezmek
"Bugün Antalya'yı değil, Evliya Çelebi'nin 1671'de gördüğü Antalya'yı keşfediyorsunuz." Bu cümley...
Fazıl Say şarkılar ve caz uyarlamalarından oluşan özel repertuvarıyla Antalya'da
Caz ve dünya müziğinin önde gelen isimlerini Antalya’da sanatseverlerle buluşturan Akra Caz Fest...
Grammy Ödüllü Joss Stone Akra Caz Festivali’ne Damgasını Vurdu
Grammy ve BRIT ödüllü, soul ve R&B’nin dünyaca ünlü ismi Joss Stone, Antalya Akra Caz Festivali’n...