Hiçlikteki İhtimal: Sanat, Dostluk, Dayanışma
Seher Özen Karadeniz / fullantalya
Geçtiğimiz haftalarda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kentimizde pek çok sergi açıldı. Sanatın farklı disiplinlerinde üretim yapan kadın sanatçılarımızın eserlerini ve sanat yolculuklarına yakından bakma şansını bulabildik. Fullantalya için hazırladığım kültür sanat gündeminde hepsine yer vermiş olsam da aralarında sadece yaklaşık on yıldır Antalya’da yaşayan İranlı ressam Mahrokh Fouladian’ın Galeri T’de açtığı “Hiçlikte İhtimal Var” kişisel sergisini görme şansım oldu.
Sergiyi gazeteci arkadaşımla birlikte gezdikten sonra Mahrokh Fouladian’le Türkiye’ye gelişi, İran’daki yaşamı ve Antalya’daki sanat çalışmaları üzerine uzun uzun konuştuk. Kadınlar için yaşamın hiç de kolay olmadığı, neredeyse her hareketinin kontrol edildiği, ahlak polisinin olduğu bir coğrafyadan, sanatsal üretimlerini daha özgür bir ortamda gerçekleştirmek için geldiği kentimizde nispeten rahat bir nefes almış olsa da ülkesinde son altı yedi aydır yaşanan olaylar ve sonrasında başlayan savaşla aklı da kalbi de ülkesinde ve orada bıraktığı yakınlarında Fouladian’ın, bir yandan da olaylarda kaybettiği yakınlarının yasını tutuyor.
Mahrokh Fouladian, İranda Güzel Sanatlar Fakültesini bitiriyor. Ardından bir yaşlı bakımevinde yaşlılarla çalışıyor. Kurumdaki çalışmalarını sürdürebilmek için psikoloji eğitimi de alması gerektiği için bir yandan çalışırken bir yandan da psikoloji eğitimi alıyor ancak görev yaptığı sürede yaşlıların kayıplarına şahit olmak bir süre sonra kendisi için dayanılmaz olunca ayrılıp kendi işini kuruyor. Bir yandan da yasaların izin verdiği ölçüde resim yapmaya devam ediyor: “İran’da yaşadığım süre boyunca manzara ve ağaç resimleri yaptım. Bu salonda gördüğünüz resimleri İran’da olsam asla yapamazdım” diyor. Öyle ki geçtiğimiz yıllarda üç yaşındaki oğluyla birlikte İran’a ailesini ziyarete gittiğinde sosyal medya hesaplarında paylaştığı yeni dönem eserleri – kimi nü sayılabilecek- nedeniyle ahlak polisi tarafından çocuğuyla birlikte uzun süre havaalanında bekletildiğini, çeşitli taciz ve tehditlere maruz kaldığını belirterek; “o ziyaretimden sonra ülkeme bir daha gitmeme kararı aldım” dedi. Fouladian’ın bu anlatısı ister istemez şunu düşündürüyor: Kimi ülkelerde sanatçılar sadece eserlerine odaklanırken kimi ülkeler de ise üretme imkan ve imkansızlığından, kaçıştan, yeniden bambaşka bir coğrafyada “hiçlikte ki ihtimal”den doğuyor sanat.
Fouladian sohbetimiz sırasında çocukluğundan söz ederken; “biz çocukken renk bilmezdik. Bütün bildiğimiz renkler; siyah, kahverengi, lacivert ve griydi. Türkiye’ye geldiğimde çocukların rengarenk giyindiklerini görünce, kendi çocukluğum aklıma geldi ve çok üzüldüm” dedi. Sergideki tüm eserlerine baktığınızda neredeyse tüm renkleri- turkuaz başta olmak üzere” büyük bir coşkuyla eserlerine yansıttığını görüyoruz. Adeta kendi inşaa ettiği yetişkinliğindeki özgür zamanlarında ürettiği eserleriyle çocukluğunun o renksiz zamanlarına sesleniyor.
Fouladian on yıl önce geldiği Antalya’da evindeki atölyesinde her gün 4-5 saat çalışarak resimlerini özgürce yapıyor olmaktan mutlu ancak dünyanın neresinde olursanız olun sanatçı olarak ayakta kalmak nispeten zorken başka bir ülkede sanatını icra ederken ayakta kalmak daha zor. Fouladian’ın bir yandan da Galeri T’de haftanın üç günü özel resim dersleri vererek çalışmalarını sürdürüyor.
Sergi gezimiz sırasında ilgimizi çeken, üç ayrı çalışmasının bir arada yer aldığı tablosunun yapım sürecini anlatırken söyledikleri kadın olarak işlerimizi yaparken hemen hepimizin yaşadıklarından çok da farlı değildi: “Bu resimlerimi yaparken oğlum yanıma geldi ve boyalarla oynamaya başladı. Boyalara elini batırdıktan sonra tuvale bastı. Ben de oradan resmime devam ettim.”
Eğer anneyseniz yaptığınız işin bir yerinde mutlaka çocuklarınızın bir izi oluyor. Bu hikayeyi dinlediğim de ünlü ünsüz erkek ressamların da böyle anıları var mıdır diye düşünmeden edemedim.
Sergi salonundan ayrılırken biz beş kadın Fouladian’ın eserlerinde yeni yeni yollar bulduk. Belki biraz kaybolduk ama birbirimize sarılıp dünyanın neresinden gelirsek gelelim ortak bir hikayenin parçası olduğumuzu yeniden hatırladık. Dayanışmanın gücüne bir daha inandık.
Fouladian’ın evinden, dilinden, geçmişinden kilometrelerce uzakta ortaya çıkardıklarını görmek bir kadın olarak beni derinden etkiledi.
Resim, müzik, edebiyat sanattın her dalı hepimizin bütün insanların en çok da kadınların dayanıştığı, nefes aldığı, kişinin kendini ifade ettiği alanlar. O nedenle Mahrokh Fouladian’ın “Hiçlikte İhtimal Var” başlıklı sergisini ilk fırsatta gezin derim. Sergi 31 Mart’a kadar Galer T’de sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
Sanat iyi ki var.
#SanataEvet







