Antalya’da elektriğin ilk geldiği yer olduğu için “Işıklar Caddesi” olarak bilinen, benim de gezmekten büyük keyif aldığım Gençlik Mahallesi son dönemde büyük bir dönüşüm içinde.
Antalya’nın en eski apartmanları bu
mahalledeydi, şimdi hepsi dönüşüyor. Antalya’nın en eski turistik tesisleri bu
mahalledeydi, hepsi yenileniyor. Beni en mutlu eden dönüşüm ise gastronomi
alanında. Cadde üstünde ve ara sokaklarda küçük küçük kafeler, şarap tadım
noktaları, pub’lar, ocakbaşı ve Uzak Doğu restoranları açılıyor ve sayıları
hızla artıyor.
Antalya’nın en eski mahallesi adına
uygun olarak Gençleşiyor. Bu gençleşmenin ve yenilenmenin getirdiği konforun
yanında elbette trafik, otopark sorunlar artıyor, artacak. Ne yapalım, topu
kenti yönetenlere atalım. Biz ne söylesek tesiri yok.
O nedenle Antalya’nın tadını çıkarın!
**
Geçtiğimiz gün Antalya Gastronomi
İnisiyatifi’nin kurucusu Burcu Beşlioğlu’nun davetiyle Gençlik
Mahallesi’ndeki en genç mekanlardan Müpte Gastro Pub’da çok sıra dışı ve özel
bir geceye konuk oldum.
**
Önce mekanı anlatayım.
“Müpte” adı tahmin edebileceğiniz gibi
“müptela”dan, yani bağlanma, tutku ve hayranlıktan geliyor.
Müpte’nin yaratıcı şefi İnara Hanım’la tanışınca mesleğine tutkuyla bağlı biri olduğunu ve heyecanını hemen görebiliyorsunuz.
**
İnara Şef, Azerbaycan Türkü.
Ülkesinde farklı alanlarda eğitim
almasına karşın hayali gastronomiden hiç vazgeçmemiş.
Birçok restoranda çalıştıktan sonra
eşiyle birlikte Müpte’yi açmışlar.
Müpte’de Türk, Meksika ve Azerbaycan
Mutfağı’ndan yemekler hazırlıyor.
Sürdürülebilirlikten yana.
“Bir restoranın başarısı için üç şey çok
önemli: manav, kasap, balıkçı. Alışverişlerimi hep aynı yerlerden yapıyorum”
diyor.
“Kars gravyeri” gibi yerel ürünleri
kullanmayı sevdiğini söylüyor.
**
Ben açık mutfak olan restoranları ve
çalışanlarla sohbet etmeyi seviyorum. Müpte böyle bir yer. Küçük, renkli ve
sıcak bir mekan.
Renkli masa düzenlemesi, porselenler,
her biri farklı kadehler. Daha masaya oturur oturmaz farklı bir hikayenin
parçası olacağınızı hissediyorsunuz.
Mutlaka önceden rezervasyon yaptırmanız
gerekiyor.
**
Müpte’yi diğer restoranlardan farklı
yapan özelliklerden biri de zaman zaman gerçekleştirdikleri iyi kurgulanmış
temalı sofralar.
**
Şimdi gelelim yemeklere!
**
Dünya edebiyatının en ünlü
klasiklerinden Lewis Carroll’un “Alice Harikalar Diyarında” konseptiyle
hazırlanan sofra, tek kelimeyle büyüleyiciydi. Kitabın konusuyla paralel
hazırlanmış 7 tabak beni bambaşka bir yolculuğa çıkardı.
Antalya’da ilk kez böyle bir gastronomi
tecrübesi yaşadım diyebilirim.
**
“Herkesin Alice’i kendine!”
Müpte’nin yaratıcı ismi İnara Şef,
lezzet geçidine başlamadan önce yaptığı konuşmada hazırladığı mönüyü şöyle
tarif etti:
“Tek bir kitap var ama herkesin bu
kitaptan çıkardığı hikaye farklı. Elinizdeki mönü aslında benim kafamda
kurduğum Alice’in hikayesi.”
**
Tuhaf Tuptuhaf! gecesinin mönüsünde ilk
tabak; “Beyaz Tavşan” adını taşıyordu.
İnara Şef’in “Çılgın bir tabak” olarak
nitelediği tavşan yahni tek kelimeyle enfesti. Herkesi şaşırtan siyah toz,
yenilebilir kömür, toprak ve Kars gravyeri ile hazırlanmış. Üzerindeki havuç
ile hikayenin başkahramanı tavşana bir gönderme yapılmış. Karnabahar
yapraklarından hazırlanan sos ve püre ile tamamlanan tabak son derece sade ama
bir o kadar da sürpriz bir lezzeti barındırıyordu.
Yemeğin yanında logosunda tavşan bulunan
Çanakkale yöresinden Porta Diverti beyaz şarap servis edildi.
**
“Beni ye” isimli ikinci tabakta enginar
tempura vardı.
Ben en çok isot biber, köpük tahin, Kars
gravyeri, istiridye mantarla servis edilen Kuzugöbeği Mantarı dolmasını sevdim.
“Tırtıl” adı verilen tabağın hikayesini anlatırken şu notu düştü. “Mantığı
kabul etmek en acısı.”
**
Kitabın önemli karakterlerinden
“Cheshire Kedisi”nin ismini taşıyan dördüncü tabakta palamut sürprizi vardı.
Çiçekli porselen çaydanlıkla sos dökmek
nedir? Bayıldım.
Burcu Beşlioğlu, Cheshire Kedisi ile Alice arasındaki
unutulmaz repliği hatırlatıp, konukları felsefeden ekonomiye keyifli bir
yolculuğa çıkarırken, sohbet koyulaştı.
“Cheshire Kedisi Ekonomisi” diye bir şey
varmış.
**
Yaklaşık 2,5 – 3 saat süren gastronomi
şöleni bittiğinde herkesin yüzünde tatlı bir gülümse vardı. Herkes bir sonraki
konsept geceyi merak ediyor.
**
İnara Şef’in ekibi de kendisi gibi,
hepsi pırıl pırıl, güler yüzlü ve çalışkan. Yemekleri servis eden Mert’i çok
sevdim.
Mekana sık gelen konuklarla biraz sohbet
ettim. “Burada normalde ne yenir?” diye sordum.
Vişne ile marine edilmiş Izgara “Mor
Kalamar” ve “Yanak Tako”nun müdavimleri fazla. Aklınızda bulunsun.
Ben ne söylesem eksik kalır.
Müpte’yi mutlaka keşfedin.
**
Dipnot: Burcu Beşlioğlu gece
boyunca yemeklerin hikayesini anlattığı, üzerinde onlarca notun yer aldığı,
adeta baştan yazılmış “Alice
Harikalar Diyarında” kitabını bana hediye etti. Kitaplığımda çok özel bir
yerde. Teşekkür ediyorum.