Antalya’nın Altın Çocukları & Altın Dedeleri

(…)

Günümüzün Türkiye’sinde pop müzik dünyasında, her gün yeni bir şarkıcı yeni bir grup, yeni bir şarkı ile tanışıyoruz. Çok kanallı TV yayınları her şehirde en az beş altı FM Radyo kanalı ve sabahtan akşama kadar yayınlanan her türlü müzik. Ne şarkıcıları tanıyoruz ne seslerini, nede şarkıları tanıyabiliyoruz. Bir parça ile meşhur olup sonra kayboluyorlar. Ama müzik dünyamızda öyle sanatçılar varki aradan yıllar geçse bile şarkılarını ilk günkü gibi keyifle dinliyoruz. Örnekmi; İşte Cem Karaca; “Resimdeki Gözyaşları,Barış Manço Kol Düğmeleri, Adamo Her Yerde Kar Var.” Bunlar unutulmaz klasiklerdir.

Bütün bu şarkılar o yıllarda sadece plaklardan dinlenir ve dillerde sakız olur her yerde söylenirdi, ki o yıllarda reklam kampanyaları bu kadar gelişmemiş,FM Radyo sadece TRT de var, yazılı basın sınırlı, haftalık magazin dergileri çok az sayıda elimize ulaşıyordu. Bazı müzik dergileri sadece İstanbul’u yazar,canım Anadolu mun pırıl pırıl grupları kendi kendine bir şeyler yapmağa çalışır ama lokalize oldukları için isimlerini geniş insan topluluklarına duyuramaz, bunun sıkıntısını yaşarlardı. İstanbul’da olup biteni bir hafta sonra Anadolu duyar ve belli bir zümreye hitap ederlerdi.Müzikle pek ilgisi olmayan dünyadan bihaber öyle kalakalır arasıra şehrine gelen (turneye çıkan) gruplara, konserlerde uzaylı görmüş gibi şaşırır, meraklı bakışlarla konseri izlerlerdi.O yıllarda elektronik düzen bu kadar gelişmemiş olduğundan enstrumanlar basit amplikatörlere bağlanır, natürel müzik yapılırdı. Güzel olan da buydu.Bilgisayarla beste yapıp yüksek volum dijitalize seslendirmeler müziğin güzelliklerini bozdu.Hele hele piyanist şantör ne demek? Piyano vardı, ama şantör de vardı. Orkestra müziğine doyum olmazdı.

Şimdi biraz gerilere 1966 yıllarına gidelim.Beş liseli gençten oluşan ve Türkiyenın en güneyinden bir soluk veren genç bir grup“ALTIN ÇOCUKLAR” ın kısa bir öyküsünü anlatacağım. 1966-1967 yılında Antalya Lisesi’nin müzik gecesi için hazırlıklar başlamıştır. Bu yıl pop müzik dalında iddalı bir ekip kuruldu ve sevgili müzik öğretmenleri Arif BAÇ yönetiminde çalışmalar başladı. Arif hoca piano ve org,Bora Ertokuş bas gitar, Tolgan Doğanay ritm solo,Rasim Gürel solo gitar ve klavye,Hüsam Kural bateri, Servet Altan solist ve vokallerde günün sevilen melodilerini çalıyorlar o zamanın gençlerini coşturuyorlardı.Konser çok başarılı oldu.Performans en üst düzeyde sergilendi. Amatör ruhun bütün duygusallığı en uç noktalara taşındı. Muhteşem bir gece geçirdiler seyirciler. Bu iş burada kalmadı,artık bir kere kurt düşmüştü içlerine,ve bu işin peşini bırakmadılar. Aynı yılın yaz ayında Antalya’nın turistik bir oteli olan (o zamanın en meşhur moteli ) Derya Motel’de profesyonel olarak çalışmaya başlarlar. Arif hocanın yerine daha sonra ALTIN ÇOCUKLAR‘ın tarihine geçecek olan ki o yıllarda Lisede akardion çalardı Mehmet Deniz enfes bir org alarak (Farfisa) gruba katılır. İşte ilk adımlar burada atılır. Aletler basitti, mikrofonlar zayıf amplikatörler yetersizdi. Ama müzik tam Akdeniz müziği kıpır kıpır,sımsıcak,ritmik.Tüm yaz geceleri buram buram körfeze yayılırdı. Motelin konukları büyük şehirlerden gelen kalbur üstü kişiler, sanatçılar hatta o zamanlar Antalya’yı kendine mesken tutan sevgili paşamız,(öyle hitap edilirdi) Zeki Müren’di.Bir yıl böyle geçti. 1968 yılında grup şehrin en güzide oteli Grand Otel’e yerleşti. Burada kılık kıyafetten müziğe her şey değişmişti. Artık karşınızda tam manasıyla yemek müziği,dans müziği yapan ve hatta rock müziği yapan dört dörtlük bir grup oldular.

Günün meşhur şarkıcılarına eşlik etmeler, Antalya Radyosu programları,bilgi yarışmaları, konserler hep bu zamanda yapılmıştır. Artık herkes tarafından tanınıyorlar,çok seviliyorlardı.Aletler yenilenmiş,orkestra elemanları kendilerini aşmıştı.Antalya’nın müzik elçileri oldular. Müziği Antalya’ya sevdirmek için ellerinden geleni esirgemediler.Baterist Hüsam Kural 1970 de Antalya’nın ilk gazetesi olan ANTALYA gazetesinde müzik sayfası hazırlayarak o yıllardaki müzik olaylarını haber yaparak insanları bilgilendiriyor, en azından İstanbul’dan haberler vererek müzik gündemini sıcak tutuyordu.

Ama gün geldi, liseden mezun olanlar yüksek tahsil için büyük şehirlere gitmek durumunda kaldılar, grupta dağılma noktasına geldi.Orgçu Mehmet ile Bora İstanbul’a,Hüsam Ankara’ya gittiler. Servet ve Tolgan profesyonel müzik yaşamına devam ettiler. İşte Altın Çocuklar tam otuzbeş yıl önce bir efsane olmuştu. Günümüzde, karşılaştığım eski arkadaşlarım o seneleri anarak tekrar bir araya gelmemizi ve nostaljik bir konser yapmamızı istiyorlar.Aramızda birtek Servet Altan hala müzikle uğraşmakta. Diğer arkadaşlar kendi işlerinle ilgileniyorlar. Hüsam sanattan kopamaz. Antalya sanat derneği üyesi, emekli olup yazı ve şiirle uğraşıyor. Sanata ve sanatçıya desteğini her zaman büyük bir keyifle sürdürmektedir. Altın Çocukları tekrar aramızda görmek ümidi ile hoşçakalın dostlar…

Anılardan 1995 – Hüsam Kural

NOT: Ben bu hikayede 1960-1970’lerden bahsederken ve yazımıza nokta koymuşken hiç beklenmedik bir şey oldu,1998 Yılının Mayıs ayın da çalan bir telefon bütün bu güzelliklere güzellik kattı . Telefonun ucundaki ses Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Sn.Müfit Kayacan idi.Antalya’ya mal olmuş ,kişilikleri ve yaptıkları işlerle uzun yıllar anılmış, Antalya’da iz bırakmış kişileri bir çatı altında toplayıp bir gece düzenleyip onurlandırmak istediklerini söyledi. Bu haber beni çok heyecanlandırdı, duygulandırdı Hem de konser vermek için rüyalarımı süsleyen CAM PİRAMİT ’de Altın Çocuklar o gece “Altın DEDELER” olarak sahneye çıktılar, müzik yaptılar, ödül aldılar .Antalya onları yine alkışladı, yine bağrına bastı, yine sevdi. Bu geceyi organize eden Sn .Müfit Kayacan’a bize bu büyük onuru ve ödülü veren dönemin Belediye Başkanı Sn. Hasan Subaşı’na her platformda teşekkürlerimizi yineledik.Bende bu grubun bir üyesi olarak bu güzellikleri yaşamaktan gurur duydum. Teşekkürler Antalya’m ve Antalya’ lılar. Sizin kalplerinizde yaşamak mutlulukların en güzeli.Beni hiç inkar etmedin.Saçlarımdan okşadın,bağrına bastın. Ölsem de gam yemem gayrı. Hadi gari hoşçakalın, sağlıcakla kalın…

HK

…..

Yazının Kaynağı

Fullantalya.com Notu: Yazıyı kaleme alan Hüsamettin Kural Mayıs 2012’de vefaat etti. Ruhu Şâd olsun…

2 Yorum

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir