“Antalya kitapla bağı güçlü olan bir şehir”

Yayın: 10.05.2026 10:34 Güncelleme: 10.05.2026 10:49 Kaynak: Haber Merkezi

Bir süredir fullantalya için kitap seçkisi hazırlayan Zuzu Kitap’un kurucusu, yazar, editör Şehmus Ay’la Antalya Sanatçılar Derneği (ANSAN)’ın bahçesinde bir araya geldik. Fullantalya için hazırladığı kitap seçkisini, Antalya'nın kültür -sanatla edebiyatla ilişkisini, Zuzu Kitap’ı bir süre önce açılan, kendisinin de üyesi olduğu Türkiye Yazarlar Sendikası Antalya Temsilciliğini kısacası Antalya'yı, kitabı, edebiyat dünyasını konuştuk.

Seher Özen Karadeniz / fullantalya

“Çok satan değil de çok kişi tarafından okunması gereken bir liste oluşturmaya çalışıyorum.

-        - Eskiden gazetelerin kültür-sanat sayfalarında kitap eklerinde, kitap dergilerinde haftanın ya da ayın çok satan kitap listeleri olurdu. Biz de oradan esinlenerek Zuzu Kitap ve Kitap Kurdu Sahaf’ın desteği ile takipçilerimizle kitap listeleri paylaşmak istedik. Sağ olun siz de desteğinizi esirgemediniz. Listeleri nasıl hazırlıyorsun?

Şehmus Ay: Öncelikle böyle bir çalışmaya beni de dahil ettiğiniz için çok mutluyum. Çünkü okuma ve kitapla ilgili deneyimleri paylaşmak kadar beni mutlu eden başka bir şey yok hayatta. Aslında bu listeleri oluştururken eskisi gibi çok satan, çok okunan değil de okunması gereken, herkesin kitaplığında olmasını istediğim, arzuladığım kitapların listesini oluşturmaya çalışıyorum. O nedenle de belki biraz öznel bir liste, çok objektif bir liste değil. Objektiften kastım; eskiden kitap mağazaları vardı, hangisinde hangi kitap çok satmış bunlara ilişkin datalar oluşturuluyordu. Bu bilgiye ulaşabiliyorduk. Fakat şimdi böyle bir bilgi yok elimizde, kitapçıların kahir ekseriyeti kapandı. Çoğu online ve verileri takip edilemiyor. Dolayısıyla kitaplarla çok güçlü bağı olan insanların okura kendi deneyimlerinden hareketle bir liste önermesi bana kitapla iyi bir ilişki için anlamlı bir yöntem gibi geldi.


Bu nedenle çok satan değil de çok kişi tarafından okunması gereken bir liste oluşturmaya çalışıyorum. Antalyalı okurların çoğunun bu listeden haberdar olduğunu, bu listelerdeki kitaplara yakın kitaplar okuduğunu görüyorum. Okuma listelerinde edebiyat; roman, şiir her zamanki gibi birinci sırada, öte yandan günümüzde psikoloji alanına ilişkin kitaplara da çok fazla ilgi var. Dikkatimi çeken başka bir konu şu: inanılmaz bir tiyatro merakı gelişmiş.  Tiyatroya olan bu yoğun ilgi insanların kitaplarla yeniden ilişkilenmesinin araçlarından birisi haline geliyor. Bazen bir kitaptan esinlenerek sahneye konmuş bir oyun oluyor ya da oyunlarda pek çok edebi esere referanslar yapılıyor. Bunlar da okurun kitaba dönmesine vesile oluyor.

-        - Kitapla Antalyalının ilişkisi nasıl?

Şehmus Ay: Antalya'nın birçok şehre göre daha çok avantajı var çünkü çok sayıda okumuş emekli yaşıyor. Hem yazar, sanatçı, aydın, ressam hem de farklı meslek gruplarından eğitimli çok sayıda kişi emekli olup buraya yerleşmiş. Aynı zamanda öğrenci kenti, beş üniversite var.

Bu açıdan Antalya kitapla bağı güçlü olan bir şehir. Ancak özellikle son yıllarda çağımızın genel bir sorununu Antalya da yaşıyor. İnsanların kitapla ilişkisi bozuldu. Bunun iki sebebi var: Bir ekonomik hatta birinci sebebi ekonomik, ikinci sebebi de insanların dikkatini çalan sosyal medya, gündelik koşuşturmalar, siyasal gündemin yarattığı kaotik ortam.

Kitapların hem üretimi çok yüksek bir maliyete dönüştü hem de satın alma sürecinde insanların ihtiyaç listesinde gerilere düşmeye başladı. Eskiden ben kendim bile kazandığımın her zaman neredeyse 4'te 2'sini bazen 4'te 3'ünü -biraz da abartarak- kitaba ayırırdım. Yeni hangi kitap çıkmışsa almak isterdim. Şu an ben bile bu ekonomik şartlarda kısıtlamaya gitmek zorunda kalıyorum. Ekonomik şartlar bunu gerektiriyor. Özellikle yeni kitaplar insanların ekonomisini zorluyor. Yeni bir kitap çıkmış diye konuşuluyor. “Valla alamam bu ay ancak denk getirebileceğim,” diyorlar. Hatta öğrenciler geldiğinde ihtiyaçları olan kitaplara güçleri yetmiyorsa çoğu zaman biz Zuzu'da hediye ediyoruz. Çünkü kitapla kurulan ilişki çok özel, kitap okumaksa çok öznel bir deneyim. Bilgi edinmek için bin tane yol var. Gidersin bilen birinden öğrenirsin, ansiklopediyi karıştırırsın, internet var, günümüzde yapay zeka var. Bunların hepsi sana uçsuz bucaksız bilgi kaynağı ama kitapla kurduğun ilişkide yaşadığın deneyimi, hazzı, mutluluğu başka hiçbir şey veremez insana.

Kitaba karşı ilgide bir azalma görülse de bir yayıncı olarak yine de insanların içindeki o kitap aşkının, kitap tutkusunun bitmediğini görüyorum, her defasında tanık oluyorum. Bunu da ikinci el kitapta görüyorum. İkinci el kitaplar daha ucuz, daha ekonomik olduğu için oraya bir yönelim var.

Yukarıda da belirttiğim gibi dikkat hırsızı bir çağda yaşıyoruz. Hem dünyada hem ülkemizde. Dikkatimiz o kadar çok çalınıyor, çeliniyor ki insanlar bırak kitap okumayı basit bir makaleye bile odaklanamıyor.

-        - Evet bu da ciddi bir sorun. Benim son günlerdeki en büyük sorunum.

Şehmus Ay: Zaman zaman aklımdan “kitap okumaya nasıl dönülür” başlıklı bir gönüllü kurs açmak geçiyor. Sırf yeniden kitap okuma nasıl yapılır meraklılarına anlatmak istiyorum. Nasıl yapacağız? Kiminle yapacağız?  Şu an kestirmiyorum, sadece bir düşünce.

Dünyada Bibliyoterapi diye bir kavram var. Kitap terapisi. Bizim dert dediğimiz şeylere bile kitapla yine derman bulabileceğimize inanıyorum.

“Günümüzde hayatı anlamlı kılmanın en güçlü yolu; okumaktan, sanattan ve şiirden geçer.

-        “Dert dediğimiz şeylere kitapla derman buluruz” dediğin için tam bu noktada şunu sormak istiyorum. Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen okul saldırıları sonrası pek çok sanatçı, yazar - Şükrü Erbaş da bunlardan biriydi- sosyal medya paylaşımlarında sanatın her türünün çocukların, gençlerin gelişimindeki etkisine vurgu yaptı. Sen ne dersin?

Şehmus Ay: Kesinlikle katılıyorum. Çünkü sanatla, edebiyatla, kitapla, şiirle, resimle, müzikle bağı kopmuş insan her türlü tehditkâr pozisyona düşebilir. Yani her türlü insanı tehdit eden, toplumun kendisini de  tehdit eder. Burada tehdidi sadece madde kullanımı, silah, saldırı anlamında kullanmıyorum. Topluma hiçbir şey katmamak da bir tehdit. Ailene, çevrene, kendine bir şey katmıyorsun. Yüzeysel bir hayat yaşıyorsun. Bu bile insanın kendine ve yaşadığı topluma zarardır.

Bu açıdan baktığımızda; bu dünyada bu dünyayı anlamlı yaşayabilmek, yaşadığımızın farkına varabilmek, yaşadığımızın hazını, acısını, öfkesini neyse artık bütün o deneyimleri, duyguları gerçekten duyumsamak için sanatın bütün türlerinden faydalanabilmeliyiz, faydalanmalıyız. O zaman belki hem toplum olarak hem de birey olarak kendimizi daha iyi bir noktada konumlandırabiliriz. Aksi halde çok zararlı şeylere yöneliniyor. Uyuşturucu bağımlılığı çok yükseliyor mesela.

-        - Madde kullanım yaşının ilkokula kadar indiğini sıklıkla duyar olduk zaten.

Şehmus Ay: Çünkü insanlık, hayatı değerli ve anlamlı kılacak o kadim yolu bugün ne yazık ki kaybetti. Bu anlamı yeniden inşa edebilmek için sanat, edebiyat, şiir ve müzik bizlere hâlâ en büyük pencereleri aralamaktadır. Belki de bunlar, insanı gerçekten 'insan' kılan asıl uğraşlardır. İlk atalarımız olan avcı-toplayıcılar; o uçsuz bucaksız gecelerde, ateş başında birbirlerine masallar, mitler ve hikâyeler anlatarak gelişmiş; bu anlatılar sayesinde var olup insana dönüşmüşlerdir. Bugünkü zihinsel formumuza ulaşmamızda dilin hayati bir rolü vardır. Anlatı, hikâye ve mitler; bugün 'sanat' ve 'edebiyat' dediğimiz devasa ağacın en derin köklerini oluşturur.

Dolayısıyla günümüzde hayatı anlamlı kılmanın en güçlü yolu; okumaktan, sanattan ve şiirden geçer. Sanat, ilk çağlarda insanların dertlerine nasıl derman olduysa ve çözemedikleri gizemlere/sorunlara bir anahtar sunduysa; bugün de aynı işlevi görmektedir. Modern zamanın tüm imkânlarına ve her şeye kolayca erişebilme gücümüze rağmen, temel 'yaşamı anlamlandırma' sancımızı dindirecek tek çareyi yine sanatta buluyoruz.


-        - Geçtiğimiz aylarda Türkiye Yazarlar Sendikası'nın Antalya Temsilciliği açıldı. Sen de onun üyelerinden birisin. Ne gibi çalışmalarınız olacak Antalya'da? Bunlardan belki biraz bahsedebilirsin.

Şehmus Ay: Türkiye Yazarlar Sendikası, Aziz Nesinlerden Yaşar Kemallere uzanan köklü geçmişiyle bugünlere ulaşmış, çok kıymetli bir mirasa sahip bir kurumdur. Ülkemizin aydınlanma mücadelesi, kitap kültürü, entelektüel birikimi ve sanatıyla kopmaz bağları olan bu yapıya, Antalya temsilciliği açılır açılmaz üyelik başvurumu yaptım. Dostumuz Nusret Gürgöz’ün öncülüğünde hayata geçen bu temsilcilik çok kıymetli. Keşke her şehirde, hatta her kasabada edebiyatla uğraşan yazarlar bu tür kurumlar kursa; kentin sanat dünyasıyla ve hayatı canlandırma potansiyeli taşıyan bireylerle bağ kurarak çeşitli faaliyetler gösterse. Bu, toplumsal gelişim için çok yararlı olacaktır. Şu an Antalya’da adımlarını sağlamlaştıran TYS; önümüzdeki dönemde yerel yönetimler, kültür-sanat dernekleri ve yazan-çizen insanlarla buluşmayı planlıyor. Daha detaylı bilgi edinmek istersen, Antalya’daki temsilcilikle de bir görüşme yapabilirsin.

-        - Elbette, benim de aklımda...

“Kitap kulüplerini kitabın geleceğini kurtaracak olan çabalardan birisi olarak görüyorum.”

-        Kitap kulüpleri için ne söylersin? Ülkemizde, kentimizde ve hatta dünyada da çok popüler.  Online olanlar olsun, yüz yüze olanlar olsun edebiyata, kişinin sanatla hayatı anlamlandırma çabalarına katkısı üzerine neler söylersin?

Şehmus Ay: Ben çok keyif alıyorum. Antalya'da da İstanbul'da da kitap ve okuma kulüpleri kurmuş olan tanıdıklarım var. Tanık olduklarım da çoğunlukla kadınlar. Bu beni daha da mutlu ediyor. Çünkü burada da kadın bir kültür taşıyıcısı rolü oynuyor. Yani toplumun genel olarak unutmaya terk ettiği ya da yavaş yavaş elini eteği çektiği, belki de görünmez kılmaya başladığı bir kurum, okumak, edebiyat, kitap kadın eliyle yeniden canlanıyor, hayat buluyor. Benim tanık olduğum kulüplerin çoğu kadınlar tarafından kurulmuş, üyelerinin çoğunluğu kadın. Nereden biliyorum; Zuzu Kitap’tan kitap alıyorlar.  Geçen hafta İzmir'den bir kitap kulübü, Tarık Günersel'in “Merhaba Nietzsche” kitabından 20 tane sipariş verdiler. Şaşırdım. Önce kitapçı zannettim konuşunca, “İzmir'de bir kitap kulübüyüz,” dediler. O kadar mutlu oldum ki, dedim size hediye edeyim, kabul etmediler. Her ay belli aralıklarla böyle bir kitap alıyorlar gündemlerine, okuyorlar, tartışıyorlar. Zaten bu tür şeyler de olmasa, hepten umutsuzluğa kapılıp şuradan – Kadın Yarı’ndan söz ediyor- denize atarız kendimizi.

Bu kulüpler bana çok umut veriyor. Çok mutlu ediyor. Çok da görünür olmak arzusu, endişesi olan insanlar da değil, onlar sadece kendi aralarındaki o grubun sinerjisiyle yaşıyorlar. Çok organik bir örgütlenme. Kendiliğinden oluşuyor. Çoğu zaman kitap tutkusu olan birisi öncülük ediyor. Benim gördüklerimi söylüyorum, belki daha farklı örgütlenenler de var. Sonra etrafında kitapla bağlı olan insanları topluyor ve belli aralıklarla belli türden bir kitap okuyorlar ya da belli bir yazarın kitabını. Orhan Kemal okuyalım, ya da ne bileyim, Yaşar Kemal okuyalım diyorlar. Bu çok müthiş bir şey

-        Zaman zaman bu kulüpler için şey diyorlar, çok fazla oldu, işte şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar. Orada asıl olan, kitap zaten çok özel bir şey nesne. Onun çevresinde yan yana gelmek, hangi koşulda olursa olsun kıymetli diye düşünüyorum. İlla tariflemek gerekir mi? Sen ne düşünüyorsun?

Şehmus Ay: Bence de öyle. Bu biraz da her şeyi kendimizin hizasında tutma çabamızdan geliyor. Az önce de belirttiğim gibi çok organik bir örgütlenme, bazen gün gibi de örgütleniyorlar. Orada amaç kitapla buluşmak, kitabı buluşma aracı yapmak ve o kitabı okuyarak gerçekten tartışmak. Bazen de bilen birilerini mesela, örneğin o şehirde bir yazar varsa, bir şair varsa davet ediyorlar. Kitabın geleceğini kurtaracak olan çabalardan birisi olarak görüyorum. Elimden gelse hepsini kitap olarak finanse ederim. Kitaplarımızdan gönderirim. Tamamen gönüllü, yeter ki bu çaba sürsün.


-        - Buradan Zuzu'ya da gelelim. Zuzu Kitap kurulalı kaç yıl oldu?

Şehmus Ay: Bu yıl sekizinci yılımız.

-        - Nasıl geçti bu sekiz yıl? Son günlerde Zuzu Kitap'tan çıkan pek çok kitapla karşılaştım. Yeni yazarların eserlerinin çıktığına tanıklık ediyorum. Sizin yolculuğunuz nasıl geçti?

Şehmus Ay: Başlangıçta, ilk bir iki kitapta acemiliklerimiz oldu. Yayıncılık sektörünün bir parçası olarak editörlük yapıyordum, çok uzak olduğum bir sektör değildi ama işin içine girince insanın karşısına bir sürü hem engel hem olanak çıkıyor. Engel; bürokratik işler, teknik işler, ekonomik şeyler, görünmez barikatlar, bariyerler var. Bunlar yıldırıcı şeyler. Ama direnirsen, direnmeye devam edersen çok güzel şeyler de oluyor. Mesela; hiç tanımadığın bir insanın metniyle karşılaşıyorsun. Öyle romanlar, öyle öyküler, öyle şiirlerle karşılaşıyorum ki inanamıyorum. Mucize gibi geliyor bana. Çünkü normal şartlarda sen alışıldık okuma düzenine devam ediyorsun, yayınlanmış, satışa çıkmış, dağıtma sunulmuş kitapları okuyorsun. Ya da bazen editörsen eğer böyle tanınmayan, bilinmeyen ya da bir yayınevinin tanıdığı bildiği bir yazarın metinlerini, kitabını okuyorsun. Fakat burada hiç tanımadığın, belki de asla karşılaşmayacağın, yollarının kesişmeyeceği birileriyle karşılaşıyorsun. Onların romanlarını, şiirlerini okuyorsun. Bunun bize kazandırdığı deneyim, bilgi, birikim, zenginlik müthiş bir şey.

Öte yandan bu işi çok ağır ekonomik şartlarda sürdürüyoruz. Zar zor ayakta duruyoruz. Zaten sadece bu işle geçimimizi sağlıyor olsaydık ayakta duramazdık. Kendi imkânlarımızla sürdürüyoruz. Son ana kadar devam edeceğiz. Kesinlikle yayıncılıktan geri durma, vazgeçme gibi bir niyetimiz yok.

-        - Okurların tanıdık yazarların peşinden gitmesi daha mümkün; yeni yazarlarla karşılaşmak, buluşmak için çabalayan okurlar var mı?

Şehmus Ay: Öyle bir okur kesimi de var. Hep tanıdık, bildik, aşına olunan yazarların değil de ilk çıkmış yeni sesleri duymaya meraklı okur kitlesi de var. Dediğim gibi bu genel ekonomik kriz nedeniyle kitaba olan ilgi azaldı zaten. Ancak biz ne yapıyoruz? Bazen imza günleri düzenliyoruz. Yazarlarla okurları buluşturuyoruz. Artık dünya küresel bir köy haline geldi. Gerçi bu tespit yıllar önce yapılmıştı. Bugün gerçeğe dönüştü. Online platformlarda buluşuyoruz. İmzalar, söyleşiler yapıyoruz. Bir katılım, ilgi var. Bu şartlar da bizim için eli öpülesi bir durum. Tabii ki daha iyisini arzu ediyor insan ama içinde bulunduğumuz şartlara göre hiç fena değiliz.

-        - Çok teşekkür ederim.

Şehmus Ay: Ben de teşekkür ederim.

“Antalya kitapla bağı güçlü olan bir şehir”
Bir süredir fullantalya için kitap seçkisi hazırlayan Zuzu Kitap’un kurucusu, yazar, editör Şehmu...