Afete Dirençli Kent Mahalleden Başlar

Yayın: 28.10.2026 17:38 Güncelleme: 28.10.2026 23:08 Kaynak: Haber Merkezi

Türkiye'nin en hızlı büyüyen kentlerinden biri olan Antalya; yoğun göç, hızlı kentleşme, yapılaşma baskısı, turizm ve tarım faaliyetlerinin yarattığı mekânsal etkiler ile iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olayları nedeniyle her geçen gün daha fazla riskle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle kentin geleceğini planlarken riskleri yalnızca kriz anında müdahale edilmesi gereken bir konu olarak değil, planlama süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olarak ele almak zorundayız.

Tarihte ilk yerleşmelerin ortaya çıkışından günümüze kadar şehirlerin fiziksel biçimi ve yapısı değişmiş olsa da temel kuruluş amacı değişmemiştir. Bu temel amaç; insanların güven içinde yaşayabildiği, barınma, çalışma ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabildiği yaşam alanları oluşturmaktır.

Bugün depremler, seller, heyelanlar, orman yangınları ve aşırı hava olayları, kentlerin güvenli yaşam koşullarını tehdit eden başlıca riskler arasında yer almaktadır. Bu risklerin etkilerini azaltacak bilgiye, teknolojiye ve deneyime büyük ölçüde sahip olmamıza rağmen asıl sorun, bu bilgi birikimini planlama ve uygulama süreçlerine yeterince yansıtamamamızdır.

Doğa olaylarını engellememiz mümkün değildir; ancak bunların yıkıcı sonuçlara dönüşmesini önlemek büyük ölçüde bizim elimizdedir. Çünkü afet; yalnızca meydana gelen doğa olayı değil, hazırlıksız yakalanan toplumun yaşadığı can, mal ve çevre kayıplarının ortaya çıkardığı sonuçtur. Ülkemizde özellikle 1970'li yıllardan sonra hızlanan kentleşme süreciyle birlikte doğal tehlikelerden en fazla etkilenen alanlar kentler olmuştur.

Yanlış yer seçimi kararları, planlama ilkelerine aykırı arazi kullanımları, plansız ve denetimsiz yapılaşma, yetersiz altyapı sistemleri ile mevzuata aykırı uygulamalar, doğal olayların büyük kayıplara dönüşmesindeki en önemli nedenler arasında bulunmaktadır. Bu nedenle olası zararların azaltılmasının temelinde doğru şehir planlaması, güvenli yapılaşma ve risk odaklı planlama anlayışı yer almaktadır.

Risklerin azaltılmasında en önemli unsurlardan biri, yaşadığı çevreyi tanıyan ve karşı karşıya olduğu tehlikelerin farkında olan bilinçli toplumdur. Doğal olayların daha az zararla atlatılması; güçlü altyapı sistemleri kadar, toplumun ve kurumların dirençlilik kapasitesinin geliştirilmesiyle mümkündür. Dirençlilik; aynı zamanda planlama, eğitim ve kentlilik kültürü meselesidir.

Kentlerimiz hızla büyümektedir. Nüfus artışı, yoğun yapılaşma, doğal alanların azalması ve iklim değişikliğinin etkileri kentsel riskleri artırmaktadır. Dirençli kentler oluşturabilmek için vatandaşların yaşadıkları çevrenin özelliklerini, mahallelerindeki riskleri, toplanma alanlarını, yeşil alanların önemini ve planlama kararlarının yaşam kalitesi üzerindeki etkisini bilmesi gerekmektedir. Çünkü kriz anlarında ilk destek çoğu zaman profesyonel ekiplerden önce en yakın çevreden, yani komşulardan gelmektedir.

Bu anlayıştan hareketle geliştirdiğim ve 5. Uluslararası Afet Dirençlilik Kongresi'nde paylaştığım "Mahalle Odaklı Dirençli Kent Eğitim Modeli", afet farkındalığı ile toplumun planlama bilincini aynı çatı altında buluşturan bir yaklaşım önermektedir.

Mahalle yalnızca idari bir sınır değildir; güvenin, dayanışmanın, komşuluk ilişkilerinin ve aidiyet duygusunun şekillendiği en temel yaşam birimidir. Bu nedenle dirençli toplumun temeli de mahallede atılır.

“Mahalle Odaklı Dirençli Kent Eğitim Modeli”; bireylerin yaşadığı çevreyi tanımasını, yapı, sokak ve mahalle ölçeğinde riskleri değerlendirebilmesini, planlama kararları ile kentsel dirençlilik arasındaki ilişkiyi kavramasını amaçlamaktadır. Bunun yanında kamu kurumları tarafından hayata geçirilecek iyi uygulamaların yaygınlaştırılmasını, toplumun bilinçli hareket etmesini ve komşuluk ile dayanışma kültürünün güçlendirilmesini hedeflemektedir.

Bu kapsamda; AFAD, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler, yerel yönetimler ve muhtarlıkların iş birliğiyle uygulanması önerilen eğitim modeli; yerleşmeler hiyerarşisinde dirençli toplumların geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Program kapsamında yer seçimi ve planlama kararları, yapı güvenliği, altyapı ve ulaşım sistemleri, yeşil alanların önemi, iklim değişikliğinin etkileri, kriz öncesi, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler, ilgili mevzuat ve akıllı kent uygulamalarına ilişkin eğitimlerin verilmesi öngörülmektedir.

Yeşil alanlar, kriz anlarında toplanma, tahliye ve güvenli açık alan sistemlerinin en önemli parçalarıdır. Bu nedenle dirençli kent yaklaşımı ile yeşil altyapı birbirinden ayrı düşünülemez.

Mahalle ölçeğinde başlayan bu bilinçlenme süreci zamanla kent ölçeğinde daha güçlü bir risk yönetimi anlayışının oluşmasına, nitelikli projelerin ve uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlayacaktır. Çünkü hazırlık süreci yalnızca kurumların değil, toplumun tamamının katılımını gerektiren ortak bir sorumluluktur.

Antalya, bu yaklaşımın uygulanması açısından önemli bir pilot kent olma potansiyeline sahiptir. Türkiye'nin en hızlı büyüyen kentlerinden biri olan Antalya; yoğun göç, hızlı kentleşme, yapılaşma baskısı, turizm ve tarım faaliyetlerinin yarattığı mekânsal etkiler ile iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olayları nedeniyle her geçen gün daha fazla riskle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle kentin geleceğini planlarken riskleri yalnızca kriz anında müdahale edilmesi gereken bir konu olarak değil, planlama süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olarak ele almak zorundayız.

Mahalle odaklı eğitim çalışmaları yalnızca bireysel farkındalığı artırmakla kalmayacak; katılımcı planlamayı güçlendirecek, yerel yönetimler ile vatandaş arasındaki iletişimi geliştirecek ve daha güvenli yaşam çevrelerinin oluşmasına katkı sağlayacaktır.

Geleceğin dirençli kentleri yalnızca güçlü altyapılarla değil, bilinçli ve eğitimli toplumlarla kurulacaktır. Bu süreçte kadınlar ve çocuklar yalnızca korunması gereken gruplar değil; bilgi ve farkındalığın aileye ve topluma aktarılmasında önemli aktörler olacaktır.

Hazırlık süreci evimizin kapısından, sokağımızdan ve mahallemizden başlar. Dirençli bir Antalya ise ancak şehir planlamasını toplumla buluşturan, mahalleyi merkeze alan ve katılımı esas alan bir anlayışla mümkün olacaktır.

Çünkü dirençli kentler; önce dirençli mahallelerle, dirençli mahalleler ise yaşadığı çevreyi tanıyan, planlama bilinci gelişmiş, eğitimli ve dayanışma kültürünü benimsemiş toplumlarla inşa edilir.


Dr. Ebru Manavoğlu / Şehir Plancısı (İTÜ)

Afete Dirençli Kent Mahalleden Başlar
Türkiye'nin en hızlı büyüyen kentlerinden biri olan Antalya; yoğun göç, hızlı kentleşme, yapılaşm...
Antalyalılar’ın Cumhuriyet’in ilanından sonra Ankara’ya çektiği telgraf!
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanın duyulmasından sonra Antalya Valisi Sabri Bey, halkın hisleri...
Kaleiçi, COP TOWN ile iklim ve sanatın buluşma noktası olacak
Antalya Muratpaşa Belediyesi, 9-20 Kasım tarihlerinde kentte düzenlenecek Birleşmiş Milletler İkl...
Çocuk Futbolunun Uluslararası Arenası Junior World Cup Antalya 2026 Tamamlandı
Antalya’da iki etap halinde düzenlenen Junior World Cup Antalya 2026, Avrupa’nın önemli futbol ku...
Bir Kitapla Başlayan Dostluk, Dilovası’ndan Antalya’ya Uzanan Vefa Hikâyesi
Gazetecilik ve belgeselcilik hayatım boyunca bir düşünceyi hiç unutmadım: İnsanlar ve görevler de...
Meme kanserine karşı farkındalık yürüyüşü
Muratpaşa Belediyesi ve Antalya Amerikan Hastanesi iş birliğiyle Meme Kanseri Farkındalık Ayı kap...
YÜciTA 15. Yılında “Gelecek Manifestosu” Yayımladı
Kurucu Başkan Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Türkiye Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurtulmasıa gerekti...
9-13 Kasım arası mümkünse toplu taşıma araçlarını kullanın!
COP31 sürecinde, şehir içi ve şehirler arası ulaşımın düzenli sürdürülebilmesi amacıyla 9–13 Kası...
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı!
Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve Altın Portakal Festival Başkanı Büşra Özdemir uzunca...
İşimize, Sektörümüze ve Antalya’nın Geleceğine Birlikte Sahip Çıkalım
ATSO Başkan Adayı Çetin: “Üyelerimizin, adayların yaptıklarını ve yapabileceklerini değerlendirer...