Antalya'nın bitkisel üretimde Türkiye'nin lider kentlerinden biri olduğunu belirten Ebru Kaçın, örtü altı üretimin yaklaşık yüzde 70'inin Antalya'da gerçekleştirildiğini söyledi. Yoğun üretimin sürdürülebilirliği için suyun, toprağın ve iklimin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Kaçın, iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak bütüncül politikaların hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekti.
1 SANTİMETRE TOPRAK 500-1000 YILDA OLUŞUYOR
Toprağın oluşumunun yüzyıllar sürdüğünü belirten Kaçın, “Bir santimetre kalınlığındaki toprağın oluşumu 500 ile 1000 yıl arasında değişiyor. Bu nedenle mevcut tarım topraklarımızı korumak zorundayız” dedi. Antalya'da son 20 yılda tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 17'sinin kaybedildiğini ifade eden Kaçın, Türkiye'de ise son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım toprağının üretim dışına çıktığını söyledi. Erozyon, plansız kentleşme ve tarım alanlarının farklı amaçlarla kullanılmasının önemli tehditler oluşturduğunu belirten Kaçın, tarım topraklarının milli bir anlayışla korunması gerektiğini vurguladı. Bilinçsiz kimyasal kullanımının toprak sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Kaçın, zirai ilaçların kimyasal ürün statüsünde olduğunu hatırlatarak ilaç ve gübre uygulamalarının mutlaka ziraat mühendislerinin önerileri doğrultusunda yapılması gerektiğini söyledi.
COP31 FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ
COP31 hazırlıkları kapsamında BATEM arazisindeki
yaklaşık 300 dekarlık tarım alanının otopark olarak değerlendirilmesine ilişkin
görüşlerini de paylaşan Kaçın, tarım topraklarının korunmasının öncelik olması
gerektiğini belirtti. Bölgede otopark yerine raylı sistem yatırımlarının
artırılmasıyla kalıcı ulaşım çözümleri üretilebileceğini ifade eden Kaçın,
COP31'in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu ancak sürecin bilimsel veriler
ışığında yönetilmesi gerektiğini söyledi.
TARIMDA SU TASARRUFU ZORUNLULUK
Türkiye'deki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 80'inin tarımsal sulamada kullanıldığına dikkat çeken Kaçın, su tasarrufunun artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu söyledi. Vahşi sulamaya karşı olduklarını belirten Kaçın, suyun üretim alanına ulaştıktan sonra mutlaka damlama veya yağmurlama gibi modern sulama yöntemleriyle kullanılmasının gerektiğini ifade etti. Antalya Ticaret Borsası'nın 2026 yılı temasını ‘Su’ olarak belirlemesini de önemli bulan Kaçın, bu çalışmaların su yönetimi konusunda farkındalık oluşturacağını kaydetti.
ÜRÜN DESENİ SUYA GÖRE PLANLANMALI
Kuraklık ve çölleşmenin Türkiye'nin önündeki en önemli
sorunlardan biri olduğuna işaret eden Kaçın, bu yıl yağışların yeterli
olmasının gelecek yıllarda da aynı tablonun yaşanacağı anlamına gelmediğini
söyledi. Su kaynaklarına göre üretim planlaması yapılmasının zorunlu olduğunu
belirten Kaçın, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin yaygınlaştırılması, ürün
deseninin bölgenin su potansiyeline göre belirlenmesi ve tarımsal
teknolojilerin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Tropikal meyve üretiminin yer altı su kaynakları
üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Kaçın, Aksu, Kaş ve Fethiye'de
deniz suyunun yer altı sularına karışmasının üretimi olumsuz etkilediğini
söyledi. Kontrolsüz ve ruhsatsız açılan kuyuların yer altı su seviyelerini
hızla düşürdüğünü belirten Kaçın, su kaynaklarının etkin şekilde denetlenmesi
gerektiğini vurguladı. Kaçın, “Toprağı da suyu da doğru kullanmak zorundayız.
Gelecek nesillere üretmeye devam edebilecekleri bir doğa bırakmak hepimizin sorumluluğudur”
dedi.