Şehrimiz için en mucizevi hayalleri kuralım belki gerçek olur

Beklediğiniz anlar gelsin diye günleri biriktirdiğiniz olur mu? Benim çok olurdu eskiden. Yılbaşı gelsin diye Kasım ayının haftalarını sayardım. Antalya’da buna ihtiyaç duymuyorum. Çünkü her an’ ı yeni bir mucize gibi yaşamaya çalışıyorum. Öyle görüyorum aslında.

Antalya’dan ayrı kaldığım çocukluk yıllarımda da uyku tutmadığı zamanlar gözlerimi kapatır, en sevdiğim yollarda yürüdüğümü hayal ederdim ve böylece rüyamda aynı sokakları gezmeye devam ederdim.

Zerdalilik’den çıkar, Antalya2000’in önünden geçer, önce Işıklar’a doğru yürür, sonra mağazalara baka baka geri dönerdim ve Kaleiçi’nde kaybolurdum.

O yıllarda, 1992-1994’de mesela Işıklar’da böyle adımbaşı gelinlikçiler yoktu. Keşke hepsi yine eskisi gibi kapalı yolun sol tarafındaki sokakta toplansa. Hani o Çerçiler, Bodurlar’ın olduğu sokak…

İşte bütün gelinlikçiler orada toplansa, kumaşçılar, gelinlikçiler, okul forması satan yerler bir sokakta toplansa…

Şimdi bir caddede kahve içmek için mekan açılıyor hemen yanına bir tane daha geliyor. Dondurmacılar, kahveler, son günlerde de balıkçılar moda oldu.

Dışarıda bu mekanlarda içilen sigaralar yüzünden pasif içici oluyorum. Elinde sigarayla gezen insanlar bir yerimi yakacak diye korkuyorum.

Geçen gün bir hayal kurdum, ütopik bir hayal:

“Ben ülkemin yöneticisi olmuşum. Sigaraya 10 katı zam yapmışım ama bakıyorum insanlar aç da kalsalar hala sigara içiyorlar. Ben de kızıp üzeri kubbe gibi ama dar ve şeffafcamekanlar yapıyorum. Sigara içmek isteyen hemen bunun içine para karşılığı girip içiyor, dışarıya da teşhir ediliyor. Sigara yasağında topladığım tüm paraları da sigarayı bırakmak isteyenlerin tedavisi için kullanıyorum.” Nasıl fikir ?

Ne diyordum, Antalya’mın son yıllardaki bu kalabalığı ve karmaşası yoruyor beni. Bu kadar çok eskiyi özleyince sakinliğe kaçıyorum.

Lara sahil yolu, barlar, gecenin uykusuzluğundayken sabahları sakin. Bisiklet yolunda yürüyorum, koşuyorum, sokak köpekleriyle konuşuyorum.

Kediler de kadim dostum tabii. İnsanlar gibi incitmiyorlar, hayvanların, doğanın, masmavi denizin koşulsuz sevgisi tazeliyor ruhumu, tavsiye ederim, doğaya yakınlaşın, sakinleşin.

Yine içe kapandı kelimelerim, konumuza dönüyorum tamam.

Eskiden ah eskiden bu kadar çok araba da yoktu. Minibüsler, otobüsler…

Gideceğim yer çok uzak değilse yürümeyi tercih ediyorum. Yürümek zihni yatıştırıyor. Şu birkaç duraklık mesafeleri elinde akıllı telefonunun ekranına yapışık yaşayan gençlerimiz yürüseler ne güzel olur.

Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor. Aynı masada yanyana oturanlar bile birbirinin sesini duymadan, yüzüne bakmadan telefonunda yaşıyor.

Yazık ah ah! Kalan sitemlerimi biraz daha yumuşatıp sonra anlatacağım.

Geçtiğimiz günlerde yağan yağmur sonrası, yüzümüze gülüp içimizi ısıtan güneşin şerefine, hayallerinizin gerçek olduğu güzel bir hafta diliyorum. Şehrimiz için en mucizevi hayalleri kuralım belki gerçek olur. Olur olur, hayal kuracağız ki yaşayalım…

Arzu Taşkın

http://arzutaskin.blogspot.com.tr

8 Yorum

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir