Antalyaspor’da iki dönem başkanlık görevini üstlenen ve 2021 yılında görevi bırakırken yaklaşık 80 milyon Euro’luk borcu üstlenerek ayrılan Ali Şafak Öztürk, yıllar sonra suskunluğunu bozdu. Ocak 2021’de görevini bırakan Öztürk, yıllar sonra 7 Numara Youtube kanalı için kameraların karşısına geçerken çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bir gün geri dönüp dönmeyeceğiyle ilgili olarak da dikkat çekecek ifadelere yer veren Öztürk, üstlendikleri borçları da Antalyaspor’dan talep etmeyeceklerine bir kez daha dikkati çekti.
ANTALYASPOR’U AYRI BİR YERE KOYUYOR
Antalyaspor’da başkanlık yaptığı
dönemlerle ilgili olarak güzel şeylerin aklında kaldığını söyleyen Öztürk, “Sıkıntılar
da aklıma geliyor ama genellikle hep güzellikleri hatırlıyorum. Yenilmezlik
serisi, rekor puanla bitirdiğimiz sezon ve arkadaşlıklar aklıma geliyor.
İstanbul takımlara karşı aldığımız galibiyetler de aklıma geliyor.
Gururlanıyorum. Bodrumspor da bizim kontrolümüzdeydi ama Antalyaspor’un yeri
bende çok çok farklı. Çok sevdiğim, potansiyeline inandığım bir kulüp
olmasından ve yaşadığım güzel anlardan dolayı yeri en önemli olan futbol kulübü
Antalyaspor’dur” diye belirtti. Başkanlığı döneminde gidilen Denizli
deplasmanını unutamadığını söyleyen Ali Şafak Öztürk, “Galibiyet sonrası
taraftarla bütünleştiğimiz Denizli deplasmanı vardı. Devre arasında etkili
transferler yapmıştık ve o maç sonrası bütünlük çok güzeldi. Taraftarla sevinci
yaşamak, işlerin iyiye gideceğini gördüğümüzde ‘bu iş oldu’ demiştim. En güzel
anılar bütünleştiğimiz anlardır” sözlerini kullandı.
“EMEĞİMİZ BOŞUNAYMIŞ” DEDİRTİYOR
Antalyaspor camiasında küme düşülmesinin
ardından fazla bir karamsarlık gördüğüne dikkati çeken Öztürk, “Kulüp için dünyanın
sonu değil. Buradan güçlenip çıkmak daha önemlidir. Antalyaspor çok büyük olma
potansiyeli bulunan bir kulüp. Tesisleri, stadı çok güzel, şehir güzel...
Başarıya çok yatkın olması gereken bir kulüpken, küme düşmesi tabii üzüyor.
Başkan olduğum dönemde Avrupa düşüncemiz vardı. Bırakırken de borcu neredeyse
sıfırlayarak bıraktık. Bütün bunların birkaç sene içerisinde kaybolması bizi
kesinlikle üzüyor. ‘Bütün emeğimiz boşunaymış’ dedirtiyor. Diğer taraftan çok
karamsarlık da iyi değil. Çok daha kötü duruma düşmüş kulüpler geri
gelebiliyor. Bursaspor örneği var. Bu bakımdan dünyanın sonu değil. Doğru
hamleleri yapmak gerekir. Antalyaspor, potansiyeli olan ama sorunları daha büyük
bir kulüp olarak görünüyor” dedi.
AVRUPA’NIN KONUŞULMAMASI ÜZÜYOR
“Benden sonra görev yapan başkanlara art niyetli” diyemem sözlerini kullanan Öztürk, “Türk futbolunun yapısından dolayı eksi yapan bir mekanizma var. Her sene cebinizden 5-10 milyon Euro koymanız gerekiyor. Bu sponsorluklardan mı olur, başkanın koyacağı ekstra para mı olur bilmiyorum ama bunu sağlayamazsanız kulüpler zorluk yaşayacaktır. Antalyaspor için ‘Düşer mi, düşmez mi’ sorusu, benim için doğru soru olmadı. ‘Bu takım Avrupa’ya oynayabilecek seviyede olur’ diyememek beni üzüyor” sözlerini kullandı.
BAŞKANLIK YAPMA NEDENİNİ AÇIKLADI
Antalyaspor ile Avrupa’da mücadele
etmeyi çok istediğini söyleyen Öztürk, “İlk senemizde Rıza Çalımbay ile ucundan
kaçırdık. Sonra Bülent Korkmaz’la da son 2-3 maçta gitti. Benim başkanlık yapma
ana nedenim de buydu. Doğru nedenlerle başkanlık yapmak çok önemli. Antalya’nın
tanıtımı için en büyük araçlardan bir tanesi Antalyaspor’dur. Antalyaspor’un
Avrupa’da oynamasının, şehre direkt olarak getirisinin çok büyük olduğunu
gördüğümüz için ben bu işi yapmaya başladım” sözlerini kullandı.
FİKRET ORMAN İLE YAŞANAN GERGİNLİĞİ
ANLATTI
Kendisine ‘Fenerbahçeli’ eleştirilerinin yapıldığını hatırlatan Öztürk, “Bir kulüp başkanlığı yaptığınızda diğer takımların zerre önemi kalmıyor. Her şeyinizi verdiğiniz bir kulüp var burada. Onun başarısı demek, sizin için o kadar büyük önem taşıyor ki. Fenerbahçe’yi evinde yendik, Beşiktaş’ı evinde yendik. Bu maçların özel yeri vardır. Verdiği şevk de farklıydı. Taraftar kitlesini artırmak anlamında da katkısı vardır. Beşiktaş Başkanı’yla da sıkıntılarım olmuştu. Adil olmadığını düşündüğüm şeyler vardı ama stratejik olarak düşündüklerim de vardı. O dönemin en güçlü kulübü Beşiktaş’tı. Onlara karşı bazı çıkışların iç kitleyi sağlamak adına da önemliydi. Faydası olduğunu düşünüyorum, tabii biraz küfür de yedik. Hiçbir zaman ‘Beşiktaş’tan nefret ediyorum’ demedim. O dönemki başkanın sonradan çıkan sıkıntıları da oldu. O tür sıkıntılardan dolayı, bunun da ezici şekilde bizim üzerimize kullanılması, beni çok rahatsız etmişti. Şımarık falan dendi. Ancak onlar bir kulüp başkanı olarak şımarıklık yaptı. Bir Anadolu kulübünün oyuncusunu ayartmaya çalışıyorsun, farklı yollardan iç yapımızı umursamadan hamleler yapmaya çalışıyorsun. “Biz istediğimizi yaparız” diyorsunuz. Antalyaspor’un bir değeri var. Durup düşüneceksin, öyle hamle yapacaksın” dedi.
SAMUEL ETO’O İLE YAŞANANLARI HATIRLATTI
Beşiktaş’ın Samuel Eto’o’ya talip olduğu
dönemde artan sürtüşmeyle ilgili olarak da yıllar sonra konuşan Ali Şafak
Öztürk, “Eto’o’nun menajerleri de Beşiktaş’a yanaşmıştı. ‘Ben Antalyaspor’dan
bedava çıkarım’ yaklaşımı vardı. Sezon başında sıkıntıları aştık ama sezon
ortasında bu sıkıntılar yine nüksetti. Trabzonspor, Başakşehir ve Beşiktaş
tekrar istediler. ‘Eto’o’ya bu kadar teklif var ama burada kalıyor’ diye güç
gösterisi yapmak adına bir konuşmam olmuştu ama o da sadece Beşiktaş’a
misilleme gibi yansıtıldı. Orada tek Beşiktaş talip değildi, ben orada
satmayacağımızı açıkladım. Baya laf yedik ama önemli değil” diye belirtti.
FENERBAHÇE YÖNETİMİNE DAVET EDİLDİ
Fenerbahçe’den kendisine davet
yapıldığını anlatan Öztürk, “İstesem Fenerbahçe yönetiminde olmam hiç zor
değildi. Birden fazla kez de teklif yapıldı. Hiç öyle hedefim olmadı. Çok güzel
bir kulübün başkanlığını yapmışım, Bodrumspor da güzel bir projeydi… Benim Fenerbahçe’de
yöneticilik yapmak gibi bir motivasyonum yok” dedi.
ANTALYASPOR’A GERİ DÖNEBİLİR Mİ?
Taraftarın sürekli kendisine yönelik
yaptığı geri dönüş çağrılarına da yanıt veren Ali Şafak Öztürk, “Türk futbolu
insanı çok yoruyor. Antalyaspor da güzellikleri kadar kendi sıkıntıları da olan
bir kulüp. O da ayrı yoruyor. Bazı eleştirileri gördüm, bazılarını görmezden
geldim. Dışarıdan bir takım taraftarının size küfretmesinden çok içeriden gelen
yanlış eleştiri ve ithamlar daha fazla etkiliyor. Taraftar bana mesaj attığında
gururlanıyorum. Taraftarla ilişkim aklıma geliyor. O dönemin değerini bilenleri
görmek beni mutlu ediyor. Taraftarı daha güçlü hale getirmek benim en önemli
hedeflerimden bir tanesiydi. Her mesaj geldiğimde içimden bir şeyler gıdıklıyor
ama diğer taraftan da mantık ağır basıyor ve kendine ekstradan stres yaratma
diyorum. İçimden hep gıdıklayan bir şey olacaktır ama bunu mantıken yapmak
kendi yapımıza zarar vereceğini düşünüyorum” sözlerine yer verdi.
BORCUN ÖDENMESİNİ İSTEMİYORLAR
Üstlendikleri borçla ilgili olarak da
konuşan Öztürk, bunu Antalyaspor’dan talep etmeyeceklerine dikkat çekerek şu
ifadelere yer verdi: “Biz bu borcu üstlendik. Sadece bizim dönemizde değil,
bizden önce başkanlık yapanların da borcunu üstlendik. Neredeyse kulübü borçsuz
olarak devrettik. Bir talebimiz olsaydı şimdiye kadar girişim olurdu. Kulübün
yaşamasını istediğimiz için bu kararı aldık. Biz kulübün gelirlerine engel
koyabilirdik ama böyle bir durumda da kulüp yaşayamaz. Biz karşılığı olmadan bu
borcu üstlendik. Artık bunların konuşulması bana doğru gelmiyor. 80 milyon Euro
borç üstlendik, faiziyle beraber 100 milyon Euro’ya ulaşan bir borç yükünün
altına girdik. Ne karşılığında? Kulüp yaşasın diye. Dışarıdan bilmeyenler, Nasri
transferlerini falan düşünüp ‘Kulübü batıranlar’ diyor. Kardeşim, onun parasını
da ben verdim, geçmişte başka başkanların yaptığı yanlış transferlerin parasını
da verdim. Antalyasporlu birisinin bunu bilmesi lazım. Ailecek bunu çok
konuştuk, biz kulübün devam etmesini istiyoruz. Bizim maddi bir beklentimiz
yok. Dernekte söz sahibi olalım, kulübün geleceğinde söz sahibi olalım diye
beklentimiz yok.”
“İÇİMİZ ACIYOR”
Antalyaspor’da kulübe katkı
sağlayabilecek isimlerin görev almasını istediklerini söyleyen Öztürk, “Potansiyeli
olan kişiler mevki sahibi olsun. ‘Şu gelmesin, bu gelirse şöyle yaparım’ gibi
bir düşüncemiz yok. Olsaydı şimdiye kadar olurdu. Faydası olabilecek,
olamayacak kişilerin kulübe girip çıktığını görebiliyorsunuz. Öyle bir şey
olsaydı şimdiye kadar söyleyebileceğimizi söyler ve duruşumuzu koyardık. Çok
ciddi bir şey olursa görüşümü de söyleyebilirim. Çünkü bazen içimiz acıyor.
Kulübün zarar gördüğünü ve geleceğinin karanlığa doğru gittiğini görünce içimiz
acıyor. Biz de insanız, o zamanlarda biz de yorumumuzu yaparız” dedi.
ANTALYASPOR TARAFTARINA MESAJ
Antalyaspor’un ve taraftarın öneminin
kendisi için çok büyük olduğunu söyleyen Öztürk, “Onları çok seviyorum. Beni de
onlardan birisi olarak görmeye devam etmelerini isterim. ‘Tek çare AŞÖ’ falan
diyorlar ya; çok teşekkür ederim ama aynı zamanda görev alan başkanlara,
yönetimlere de saygısızlık olmasını istemiyorum. Orada sessiz kalmamı da
anlasınlar. Benim başkanlığım bitti ama destek vermeyi de bırakmadık.
Karamsarlığa kapılmayın. Çok büyük potansiyeli olan bir kulüp. İç bütünleşmenin
çok değerli olduğunu düşünüyorum. Orada bir eksiklik olduğunu düşünüyorum” diye
konuştu.
“ALİ ŞAFAK ÖZTÜRK GİBİ KİŞİLER ÇIKMALI”
Futbolun sorunlarına dikkati çeken
Öztürk, “Türk futbolunun bağırsaklarının temizlenmesi lazım. Dünya futbolunda
da ciddi sıkıntılar var. Antalyaspor’un da bağırsaklarının temizlenmesi lazım.
Bunu yapacaksak da hep beraber yaparız. Burada da yukarıdan bazı ittirmelerle
olabilir. Bu kadar önemli bir şehir ve bu kadar potansiyeli olan bir kulüp var.
Birkaç tane daha Ali Şafak Öztürk gibi kişilerin de çıkması lazım. Hem maddi
hem de sorumluluk olarak öne çıkıp destek olmaları lazım. Koskoca şehirde her
sıkıntı olduğunda bana ve Öztürk ailesine dönülmemesi lazım. Bu yükü sadece
bizim sırtlamamamız lazım. Burada da daha yeni isimlerin çıkması için destek
olunması lazım” dedi.
7 NUMARA’YA ÖVGÜ
Yıllar sonra röportaj vermek için tercih
ettiği 7 Numara hakkında da övgü dolu sözler kullanan Öztürk, “7 Numara yeni
bir oluşum. İnşallah güzel de olacak. Antalyaspor için çok keyifli. Kenetlenme,
birlik olma, camianın biraz daha güçlü olması için bu tür oluşumlar da çok
önemli olacak. Koray Geçgel ve Murat Özgen, Antalyaspor camiası için de çok
değerli kişiler. Buradaki göreviniz sadece başarılı bir program yapmak değil.
Burada bir sorumluluk altına giriyorsunuz, Antalyaspor’u daha güçlü bir hale
getirmek… İnşallah da sonu öyle olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.